Mühendis Mimar Öyküleri Son Sümerbanklı - Burak ASİLİSKENDER

Son Sümerbanklı
Burak ASİLİSKENDER
Yüksek Mİmar
2012-04-15 00:00:00
Mühendislik Mimarlık Öyküleri 5
SÜMERBANK
TMMOB
978-605-01-0364-9
Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası, Cumhuriyet’in ilanı sonrası Devlet tarafından kurulan ilk sanayi yatırımıdır. Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı (1930) kapsamında Sovyetler Birliği’nden alınan 8,5 Milyon Türk Liralık krediyle kurulmuştur. Temelleri, 20 Mayıs 1934’de dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından atılmış ve inşası 16,5 ayda tamamlanarak 16 Eylül 1935’de hizmete açılmıştır. Mimari Ivan Nikolaev önderliğinde, Sovyetler Birliği’nde tasarlanan yapılar, betonarme ve yığma karma teknikle inşa edilmiştir. Halk tipi, ucuz pamuklu kumaş üretmek için kurulan Sümerbank Kayseri Fabrikası, Hizmete açıldığı yıllarda, 2100 işçi ile 155 memur çalıştırmıştır.


Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası, 1999 yılında işletmeye kapatılmış, -özelleştirilmek yerine- kamulaştırılarak Erciyes Üniversitesi’ne devredilmiştir. Do.Co.Mo.Mo Türkiye Ulusal Çalışma Grubu’nun başvurusu ile Aralık 2003’de işletme alanı içinde kalan yapılar ve Ocak 2004’de ise işletme alanı dışında kalan lojmanlar Kayseri Kültür Varlıkları ve Anıtları Koruma Kurulu tarafından tescillenerek koruma altına alınmıştır.

2005 yılı sonlarında Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü, Sümerbank Yerleşkesi’nin Dış Lojmanlarından bir kısmını -1935 tarihli Dış Usta Evleri’nin hepsi ve 1942 tarihli Dış Vazife Evleri’nin Emniyet Müdürlüğü Hizmet binasının bulunduğu ada içinde olan kısmı- Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ne devretmiştir. Emniyet Müdürlüğü ise, tescilli lojmanların çamaşırhanelerini ve Dış Usta Lojmanları’nı “güvenlik sorunu oluşturuyor” bahanesi ile yıkmıştır. 2006 yılından itibaren, yerleşke çevresindeki yeşil alanların büyük bir kısmı, yerel yönetime devredilerek imara açılmıştır. Yerleşke, 2012 başında Abdullah Gül Üniversitesi’ne devredilmiştir.

Kalakaldım: Çocukluğumun geçtiği yer, galiba Kayseri’de değildi! Tren yolunun öte yanı, başka bir memleketti!

Tanımak istedim bu koca şehri; doğduğum, üzerinde büyüdüğüm bu yabancı kenti… Çocukluğumda olduğu gibi sohbetler kurduk dedemle: Tıpkı, fabrikayı anlattığı gibi, kendi hikayesini ve Kayseri’sini anlattı bana. Arkadaşları ile konuşmaya başladım teker teker; Her biri bir başka hikaye anlattılar. Yokluk, zorluk içinden kendilerini kurtaran, yepyeni bir hayat kurmalarını sağlayan hikayelerini ve Sümerbank’ı anlattılar. Kimini 14 yaşında bir çocukken askerler zorla getirmiş Kayseri’ye; kimi ailesine kızıp kaçıp gelmiş bu gurbete; kimisini yetimhaneden göndermişler: Kürt Hasan, Laz Tahsin, Dadaş Kemal, Ermeni Pırlant… yepyeni bir hayat kurmuşlar, hem kendilerine hem ailelerine…

Mektuplar, fotoğraflar; hatıralar dökülüverdi önüme… Ben sordukça onlar yanıtladılar. Nasıl yaşadıklarını, nelerle karşılaştıklarını anlattılar. İlk kez mobilya gördük dediler; evin içinde ilk kez banyo-tuvalet bulduklarını söylediler. Okuma yazma öğrendik, sinema, tiyatro izledik dediler. Tenis oynadıklarını, kışın patenle kaydıklarını anlattılar. At yarışları düzenlediklerini, caz gecelerinde eğlendiklerinden bahsettiler. Hepsinden önemlisi, Kayserili, Muşlu, Manisalı hepsi bir ağızdan biz önce Sümerli’yiz dediler.
Bıkıp usanmadan dinledim, kayda geçirdim, yazdım, anlattım, paylaştım tüm bu hikayeleri. Tam da dedemin beni ilk fabrikaya götürdüğü yaşta, kızımla paylaştım dedemim bana anlattıklarını. Usul usul anlattım, gezdirdim, zamanın tüm yorgunluğunu ve yıpranmışlığını üzerinde taşıyan Fabrikayı. O zaman anladım, dedemin benimle niye bunları paylaştığını, anlatırken neler hissettiğini ve aslında ne anlatmak istediğini…

Son Sümerbanklı olarak bir hayalim daha var; dedemin bu hikayeyi başlattığı yerde, mimarlık okumaya gelmiş öğrencilerimle buluşmak…